Selen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Selen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2020 Çarşamba

modası geçmiş bir yazardan çağ dışı iyi dilek temennileri

Aloe vera'mın kökü incecik, inatla yaşıyor. Halbuki bakmıyorum,unutuyorum, gereken özeni gösteremiyorum. Küçücük odaya kapatıp, kendimi dahi unutuyorum. 

Fakat onu gördüğümde, ojeni sürdüğümde, temmuz geldiğinde, aşkın gözyaşlarına güldüğümde, hiç sahip olmadığım bir sevgilinin acısını doğradığım soğanın yaşıyla karıştırdığımda, görmemesi gerektiği halde 3ncül arkadaşların önünde ortaya çıkıp duran ısrarcı tiyatro biletlerinde, mavide, kahvede, nezakette, en güzel gülümsemelerin gülüşünde, içi gülen gözlerde, hande'de, gururumda, yalnızlığımda, yarım kalmış projelerimde, yarım kalmış yaşanmışlıklarımda, yarım kalmış yaşanamamışlıklarımda, sistematik disiplin gerektiren işlerde, politik duruş isteyen yerlerde, bazen sinema salonlarında, bazen konserlerde, bazen tiyatro salonlarında, çoğunlukla da vasat kahvehaneden bozma ama taş gibi satranç tahtası olan cafelerde, izmirin bizatihi kendisinde, sevgi kavramının merkezinde, tablolarımda, okul dedikodularında, mutlu anılarımda...
seni hep hatırlıyorum.
zaten...
hatırlamalı,
sevgiyle anmalı,
unutmamalı,
incitmemeli,
uçan memeli,
kaçan memeli,
tutan memeli,
öbürü de gelmiş, sana mutlu yaşlar dilemek için bu yersiz yazıyı yazmış,
yani ben, ayrık memeli.



24 Şubat 2018 Cumartesi

geri dönüşler yok.

Selen bana bir saksı aleo vera getirdi. Kökleri tutunca çoğalırmış. Kökleri toprağa tutunmalıymış. Direkt konuya girmek gibi olmasın, başarısız olduğum ne çok kök salma girişimi var!

2009'da burada yazmaya başladım. 15 yaşında kafası karışık bir çocukmuşum. Benimle yaşıt pek çok aklı cinsel organıyla yer değiştirmiş kimse çoktan bir yerlere kök verdi, tutunduğu yetmezmiş gibi çiçek de açtı. Hep yeni saksılar,yeni tohumlar denedim, kuruyup boynu bükülene kadar gövdemin, hep denedim.

Selen benim bölüm birincisi arkadaşım, bu şekilde tanıtılmayı hak ediyor, çok çalışıyor.
Selen benim arkadaşım, bu şekilde tanıtılmak için geçmişinde ne günah işledi bilmiyorum.
Selen.
Ödediğim ağır kefaretten sonra hayatıma giren serin bir soluk, aklımı doldurup aynı hızla boşaltan huzur dalgası.

Kendime değilse de size borçluyum yazmayı. Yarım yamalak cümlelerim, avuç içi kadar kelimelerimle yazma işine kendimi layık görmüyorum zira.
Artık görmüyorum.
Neye koşsam adımlarım eksik, neye meyil etsem; fikrim, hevesimden seviyelerce aşağıda.

İçimi dolduran özgürlükle Bornova sokaklarında hayalini kurduğum yazarı aramak gibi, hiç tanımadığım, sesindeki heyecanın beni görene kadar süreceğini bildiğim bir adama kapımı aralamak gibi, durup dururken bir şehri terk etmek gibi heyecanlarım yok artık.
Mutluyum.
Mutluluk beni öldürüyor. İçim ölmüş, içim yazmıyor,üretmiyor. Sadece rüya gördürüyor. Uzun uzun koştuğum,yeni şehir haritaları çizdiğim,uçtuğum,sevdiğim rüyalar...Rüyalarımda sen de beni seviyorsun...

Mutluluğumu sabote etmek için pek çok şey yapıyorum. Beni neden böyle sevdiğini anlamıyorum. Birlikte bu kadar mutlu olabilmemiz başka herkese, her şeye haksızlık sanki. Başkalarını istediğimi söyledim,olur dedi. Hep yanımda kal dedim,olur dedi.Sadece sözlerle olsa da her şeyi düzeltme kudreti iki dudağımın arasındaymış gibi davrandı. Konu bu değildi.
Kendimle ne kadar çok çelişiyorum,ne kadar zorlanıyorum, cılız köklerimi ne de ürkekçe bırakıyorum kimse görmüyor.
İyi ki yalnızlığıma kimse dokunmuyor.


BİR ŞEY YAPMIYORUM DEME ÇARPICAM AĞZINA ŞİMDİ

Aradan on yıl geçmedi. Babannem öldü, haksızlık sona ermiş gibi hissettim. Doktora yapıyorum ama İşletme bölümünde değil, alanında. Kendimi ...